Prof.Dr. Haldun OĞUZ - www.drhaldunoguz.com - 0 312 284 28 88 - 0 531 431 06 94 - Ankara
27 Şubat 2013
Vokal proses granulomu tedavisinde çinko sülfat
20 Şubat 2013
Fonksiyonel disfonide ses terapisinin etkinliği: Neredeyiz?
11 Şubat 2013
Çocuklarda Endoskopik Sinüs Cerrahisi: Olumlu ve Olumsuz Görüşler
29 Ocak 2013
Pediatrik Polipli Kronik Sinüzit Tedavisinde Endoskopik Sinüs Cerrahisinin Uzun Dönem Değerlendirmesi
16 Ocak 2013
Postkrikoid Yastık
11 Ocak 2013
Vestibüler Fold Elektrofizyolojik Aktivitesi
08 Ocak 2013
Septum Cerrahisi
Programı aşağıda bağlantıda görebilirsiniz.
Saygılarımızla.
Yönetim Kurulu adına
Doç.Dr. Haldun Oğuz
Genel Sekreter
Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahi Derneği
Septum Cerrahisi
20 Aralık 2012
Grup A Streptokokal Farenjit Tanı ve Tedavisi
13 Aralık 2012
Yutma güçlüğü tedavisinde yeni bir yöntem
Ses Kısıklığı
Laringofaringeal Reflü
Laringofaringeal Reflü Video
02 Aralık 2012
Olgularla Baş Boyun Radyolojisi
toplantısı 13 Aralık 2012 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Tıp
Fakültesi Öğretim Üyeleri Kafeteryasında gerçekleştirilecektir.
Programı aşağıda görebilirsiniz.
Saygılarımızla.
Yönetim Kurulu adına
Doç.Dr. Haldun OĞUZ
Genel Sekreter
13 Aralık 2012, 19:00
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Öğretim Üyeleri Kafeteryası
Bilimsel Koordinatör: Prof.Dr. Oğuz Öğretmenoğlu
Olgularla Baş Boyun Radyolojisi
Doç.Dr. Burçe Özgen Mocan
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Radyoloji Anabilim Dalı
30 Kasım 2012
Sistemik steroid tedavisine yanıt vermeyen ani işitme kaybı olgularında tedavi
29 Kasım 2012
Ani işitme kaybında tanı ve tedavi
28 Kasım 2012
Sulkus: Eksizyon, Birincil Sütür ve Medializasyon Laringoplasti
27 Kasım 2012
Eagle Sendromu'nda Stiloid Uzantı Cerrahisi Komplikasyonu
26 Kasım 2012
Reflü Larenjit
Laringofaringeal Reflü (Reflü Larenjit), mide içeriğinin geriye kaçısı ile oluşan bir rahatsızlıktır. Bu konu ile ilgili bir radyo programının kayıtlarına ulaşmak için aşağıda yer alan bağlantıya tıklayabilirsiniz.
Reflü Larenjit (Radyo)
23 Kasım 2012
Tek taraflı utriküler disfonksiyona bağlı horizontal nistagmus
22 Kasım 2012
Tıkayıcı Uyku Apnesinde Çok Seviyeli Cerrahinin Güvenliği
Grip
17 Kasım 2012
Laringofaringeal Reflü
Laringofaringeal Reflü hakkında Volume dergisine yazdığım metine ulaşmak için lütfen aşağıdaki bağlantıya tıklayınız:
12 Kasım 2012
Laringofaringeal Reflü için Risk Faktörleri
Reflü şikayetleri nelerdir?
04 Kasım 2012
Tek taraflı ses teli felcinde yağ enjeksiyonu
26 Aralık 2011
Çocuklarda ses problemleri
Çocukluk çağı ses problemlerinin değişik çalışmalarda % 4 - 30 oranında görüldüğü ifade edilmektedir. 2000 adet çocuk ve ailesi ile yapılan yeni bir çalışmaya göre 4-12 yaş arasında ses problemleri, ailelere göre %6 oranında mevcut iken, klinisyen değerlendirmeleri ile oranın %11 olduğu belirlenmiştir. Bu yaş grubundaki çocuklarda en sık görülen ses problemleri olarak sırasıyla nodül, mukozal kalınlaşma ve ödem/konjesyon tespit edilmiştir.
http://www.scielo.br/pdf/bjorl/v77n6/en_v77n6a10.pdfÖğretmenlerde Ses Sorunları
Brezilya’da yapılan bir çalışmaya göre, öğretmenlerin son iki hafta içerisinde ses bozuklukları nedeniyle okula gidememe oranı %3,4 olarak rapor edilmiştir.
20 Aralık 2011
Ses Hijyeni
Ses hijyeni, tıpkı ağız hijyeninde olduğu gibi, kişisel olarak takip etmemiz ve günlük hayatta uymamız gereken bir davranışlar topluluğudur. Bazı şeyleri yaparak ve bazı şeyleri yapmayarak sesimizin daha sağlıklı olmasını, daha az ses problemi ile karşılaşmayı ve bu problemler oluştuğunda onlardan en kısa sürede kurtulmayı sağlayabiliriz.
Ses Hijyeni ile ilgili bazı önemli noktalar
I. Düzenli Ses Egzersizi Yapın
Profesyonel ses kullanıcısının ses egzersizlerinden elde edeceği faydayı, bir sporcunun başarılı olmak için düzenli olarak yaptığı fiziksel egzersizlere benzetebiliriz. Düzenli ses egzersizleri sayesinde solunum desteği artar, ses perde esnekliği optimum hale gelir ve sesinizin rezonans kalitesi istenen seviyede olur.
II. Düzenli Fizik Egzersiz Yapın
Sesimiz, fiziksel ve ruhsal olarak bizi yansıtan tüm parçaların bir bütünüdür. Bir yakınımızın herhangi bir rahatsızlığı olduğunda bunu onunla telefonda konuşurken dahi anlayabiliriz. Fiziksel ve ruhsal olarak iyilik halimiz mutlaka sesimizde hissedilir. Fizik egzersiz ile en aza indirilebilen postür bozuklukları ve strese bağlı problemlerin ses üzerine etkisi çok çok fazladır.
III. Yeterli Sıvı Alın
Ses tellerimizin sorunsuz olarak çalışması ile ilgili en önemli faktörlerden birisi yeterli sıvı alımıdır. Bireylere ve sağlık durumlarına göre değişkenlik göstermekle birlikte ortalama olarak bir günde tüketilen 2 litre su ses hijyeni için bir olmazsa olmazdır. Ses tellerinin nemlenmesinin sağlanması ve ses tellerinin iyi çalışması gereken hava basıncının azaltılması için su en ideal sıvıdır. Kafein içeren içeceklerin sık ve çok tüketilmesi, sıvı ihtiyacının karşılanmasının aksine, su alımı ihtiyacını arttıran faktörlerdir. Sıcak hava ya da klimalı kuru ortam gibi çevreye ait değişkenler de ihtiyaç duyulan sıvıyı belirlerken dikkate alınmalıdır.
IV. Sigaradan ve Diğer Tütün Ürünlerinden Uzak Durun
Sigara dudaklardan başlayarak akciğerlere kadar uzanan tüm ses yolundaki salgıları kurutur, tahrişi kolaylaştırır ve kronik bir iltihaba yatkınlığa yol açar. Bu durum da ilk olarak ses kısıklığı ya da seste kabalaşma ile hissedilmeye başlanan genel bir ses kalitesi bozukluğuna kadar devam edebilir. Tütün maddelerinin uzun süreli kullanımının tüm ses yolunda kansere yol açabileceği de akıldan çıkarılmamalıdır.
V. Bazı Pratik Öneriler
Aşağıda yer alan kısa önerilere dikkat edilmesi sesinizi olumlu yönde etkileyecektir:
Uykunuzun düzenli olması sesinizi olumlu yönde etkiler.
Gece yatarken yiyip içmemek reflüyü azaltarak ses kalitenizi korur.
Üst solunum yolu enfeksiyonlarının erken tedavisi sesinizin bozulmamasını sağlar.
Başta hormonlar olmak üzere birçok ilaç sesiniz üzerine etkilidir, gereksiz ilaç kullanmaktan kaçının.
07 Ağustos 2011
Ses sağlığı üzerine ilaçların etkisi
- Antihistaminikler (Alerji ilaçları)
- Antikoagülanlar (Kanı sulandıran ilaçlar)
- Aspirin
- Antitusifler (Öksürük şurupları)
- Antihipertansifler
- Diüretikler
- Antidepresanlar
- Antikolinerjikler (Astım ilaçları)
- Vitaminler (özellikle günde 5 g’dan fazla kullanılan vitamin C)
- Kas Gevşeticiler
- Doğum kontrol ilaçları, Uygunsuz kullanılan Hormonlar (Menapoz sonrası ilaçlar ve tiroid hormonları gibi)
- Bitkisel ilaçlar
20 Mayıs 2011
Parkinson hastalığı ve ses kısıklığı
tek perdeli ses tonunun nedeni intrensek ve ekstrensek larengeal kaslardaki rijidite ve hareket yeteneğinde azalmadır.
Myastenia gravis ve ses bozuklukları
11 Mayıs 2011
Spazmodik Disfoni
21 Ocak 2011
Larinks transplantasyonu (Gırtlak nakli)
makale: http://ow.ly/3HMBN
30 Aralık 2010
Obstrüktif Uyku Apnesi Tedavisinde Basınç Dışındaki Yöntemler
tutmaktadır. Ancak, birçok hasta ağız içi araçlar ve cerrahi
yöntemlerden de fayda görebilmektedir. Bu konuda BT Woodson tarafından
hazırlanmış güzel bir derleme yazıya aşağıdaki bağlantıdan
ulaşabilirsiniz.
http://www.rcjournal.com/contents/10.10/10.10.1314.pdf
2011
mutluluk, başarı ve huzur getirmesini diliyorum.
Sevgi ve saygılarımla.
--
Doc.Dr. Haldun Oguz
Kulak Burun Bogaz Hastaliklari Uzmani
www.haldunoguz.com
https://twitter.com/HaldunOguz
+90 533 300 00 00
25 Aralık 2010
Yenidoğanda Ses Kıvrımları
02 Ekim 2010
Vokal fold paralizili çocuk hastalarda reinnervasyon
09 Temmuz 2010
4. Dünya Ses Kongresi
18 Mart 2010
Spazmodik disfonide primer somatosensorial korteksin anormal aktivasyonu
17 Mart 2010
Timpanoskleroz
Kulak zarının (KZ) anormal kalsifikasyonları miringo skleroz (MS) olarak bilinir. Kulak zarındaki kalsifiye hyalen plakların timpanik kavitede görülmesi durumu daha geniş anlamıyla timpanoskleroz olarak tanımlanır (TS).1 Diğer bir deyişle MS, TS’nin özel bir formudur. Genel olarak TS bir otitis media sekelidir. MS herhangi bir nedene bağlı KZ perforasyonu (otit, travma, miringotomi vb.) veya ventilasyon tüpü takılması sonrası görülebilmektedir.2 MS için kalsifikasyon yeri genellikle KZ’nin fibröz tabakasıdır. TS sonrasında olaşan hyalen plaklara bağlı ossiküler zincir fiksasyonları veya kulak zarı mobilitesinde azalmalar sonucunda işitme kayıpları meydana gelir.3
Tympanoskleroz tanısı histopatolojik olarak konulan 19 olgunun 18’inde plaklar preoperatif temporal BT ile gösterilebilmiştir.20
Selçuk ve ark.5 TS histopatolojisini üç tipe ayırmıştır: Artmış iltihap hücreleri ve kollajen fibrillerin gevşek bağ dokusu içinde birikmesi tablosu Tip I TS olarak tanımlandı. Çevresi düzensiz bağ dokusu ve geniş kollajen liflerle sarılmış, merkezde yumuşak bağ dokusu ve iltihap hücrelerinin bulunduğu evre Tip II TS olarak tanımlanmış. Son aşama olarak bağ dokusundaki kalınlaşmış kollajen liflerin sıkışık ve düzensiz birikimi Tip III TS olarak adlandırılmıştır.
TS histopatolojisinde, kollajen artışı ile ekstraselüler kalsiyum depolanması gösterilmiştir,4 TS histopatolojisi ile atheroskleroz veya glomeruloskleroz patolojisi arasında çok büyük benzerlikler söz konusudur. Bu bulgular elektron mikroskopi çalışmalarıyla da desteklenmiştir.1 MS için yapılan bir çalışmada, başlangıçta osteopontin, osteoprotegrin ve osteonectin gibi enzimlerin etkisiyle, bağ dokusundaki makrofajların sitoplazmalarında kalsifikasyon başladığı rapor edilmiştir.6 Döner ve arkadaşları biyokimyasal bir analizde birikimin sadece kalsiyumdan ibaret olmadığını, aynı zamanda amonyum, fosfat tuzları ve kolesterol biriktiğini göstermişlerdir.7 Her kronik otit olgusunda TS görülmediğine göre, fizyopatolojinin genetik yapıyla ilgili olması gerekir. TS bulunan 50 kronik otit olgusu, TS bulunmayan 50 kronik otit olgusu ve benzer demografik özelliklere sahip 100 kontrol grubu üzerinde yapılan genetik bir çalışmada, TS olgularında anlamlı oranda TLR4 geninde polimorfizm ortaya konulmuştur.21 Görür ve arkadaşları da TS oluşumu ile plazma fibronectine seviyesi arasında negatif korelasyon olduğunu göstermişlerdir.22
Tanımlanam pek çok patogenezin yanında, TS oluşumundaki en önemli faktörün KZ’daki perforasyonu takiben timpanik kavitede artmış oksijen konsantrasyonu olduğu öngörülmektedir.8 Bu durum serbest oksijen radikallerinin artmasına ve geri dönüşümü olmayan doku hasarına neden olmaktadır. Aktive olmuş makrofaj ve endotelyal hücrelerden salınan nitrik oksitin de patogenezde önemli rolü vardır.9
TS oluşumu bazı medikal ajanlarla önlenebilir mi veya azaltılabilir mi soruları pek çok çalışmanın konusu olmuştur. Bu anlamda ortamdan serbest radikallerin uzaklaştırılması için antioksidanlar, steroid veya kalsiyum kanal blokörlerinin kullanımıyla ilgili deneysel çalışmalar giderek artmaktadır.10,12, Üner ve arkadaşları vitamin-E ile kaplanmış ventilasyon tüpü kullanılmasıyla serbest radikallerin azaltılabileceğini göstermişlerdir.13 Kaptan ve arkadaşları bir tür serbest radikal temizleyici anti oksidan olan ginko biloba ekstrelerinin kullanılmasıyla, ortamdaki nitritin azaltılabileceği ve glutatyon peroksidaz seviyesinin artırılabileceğine işaret etmişlerdir.10 Ancak Atmaca ve arkadaşları11 farelerde deneysel olarak parasentez sonrası ortama eklenen nitrik oksitin TS gelişiminde her hangi bir değişiklik oluşturmadığını bildirmişlerdir. Hayvan deneylerinde parasenteze bağlı gelişen miringosklerozun, ortama uygulanan kanal blokörleri,14 mitomisin23, doxycycline24 ile önlenebileceği gösterilmiştir.
TS gelişiminin önlenebilmesi için sodyum tiyosulfat (ST - Na2S2O3) tedavisi de kullanılmıştır. Klinik olarak siyanid zehirlenmesinde antidot olarak kullanılan ST güçlü bir şelat yapıcı antioksidan maddedir. ST ayrıca kalsifikasyon oluşturan kalsifik üremik arteriopati ve kalsiyum fosfat nefrolitiazis gibi çeşitli hastalıklarda da kalsifikasyonun önlenmesi için başarıyla kullanılagelmektedir.15,16 ST ayrıca karboplatin ve sisplatin tedavilerinde kimyasal koruyucu olarak halen tercih edilmektedir.17,18 ST hem endotelyal hücre bozukluklarını giderir, hem endotelyal nitrik oksit sentezini önler.19 ST, TS gelişiminin önlenmesi için bir seçenek olarak önümüzde durmaktadır.
TS bulunan kronik otitlerin ossiküloplastisinde en önemli sorun, tekrarlayan patoloji ile yeniden iletim tipi işitme kaybı gelişmesidir. Özellikle fikse stapesin mobilizasyonuyla elde edilen sonuçlar uzun dönemde yeterli değildir.25 Bu nedenle ossiküler rekonstrüksiyonda kemikçiklerin kullanılması yerine, ikinci seansta stapedotomi ile total ossiküler protezlerin kullanılması daha iyi işitme sonuçlarıyla gelecek vaat etmektedir.26,27
Doç.Dr. Mustafa Asım Şafak
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı