25 Mart 2006

İLAÇLAR VE SES SAĞLIĞI

Ses üzerine olumsuz etkisi olabilecek belli başlı ilaç grupları şunlardır:

n Antihistaminikler (Alerji ilaçları)

n Antikoagülanlar (Kanı sulandıran ilaçlar)

n Aspirin

n Antitusifler (Öksürük şurupları)

n Antihipertansifler

n Diüretikler

n Antidepresanlar

n Antikolinerjikler

n Vitaminler, hormonlar
Ses doktorunuza danışmadan ilaç kullanmayınız. Vücudunuza girecek her besin ya da ilacın sesinize etkisi olacağını unutmayınız.

24 Mart 2006

HASTA İKEN ŞARKI SÖYLEME

Ses sanatçılarında ses problemleri oluşmasının en önemli nedeni hasta iken şarkı söylenmesidir. "Show must go on!" güzel bir ifade olmakla beraber, söz konusu olan ses sanatçısının kariyeri olduğunda, daha doğru olan söylem, ünlü bir laringologun deyişiyle, "Şov devam etmeli, ama hasta şarkıcı onun bir parçası olmamamalıdır" olmalıdır. Hasta iken şarkı söylendiğinde, ses problemlerinin oluşma riski ve oluşan problemin ciddiyeti daha fazla olur. Bu gibi durumlarda, ses teli içerisine kanama gibi durumlar görülerek kariyerler erken zamanda sonlanabilir. 
 
 

20 Mart 2006

PROFESYONEL SES SANATÇILARI VE SES BİLİNCİ

Ses sanatçılarının, ses oluşturma mekanizmalarının çalışma şekli konusunda eğitimli olması iki nedenle önemlidir. Bunlardan birincisi, ses rahatsızlıklarının önlenmesi, ikincisi ise ses rahatsızlıkları oluştuğunda bunların tedavisinin ana hatlarını anlamaları içindir.

Bu eğitim, diğer hastalıklara karşı yapılan önlemeler veya koruyucu bilgilendirmeler gibi algılanmalıdır. Örneğin, atletlere iskelet ve kas problemlerinin önlenmesi için nasıl eğitim veriliyorsa, ya da hipertansiyon veya kalp rahatsızlığı olanlara nasıl beslenme ve davranış eğitimi veriliyorsa, ses profesyonellerine de benzer şekilde ses oluşumu için gereken mekanizmaların nasıl çalıştığı ve nasıl korunması gerektiği hakkında eğitim verilmelidir.  

Ses eğitimi, hem sese zarar verme riski olduğu konusunda sanatçıda bir bilinçlenme sağlar, hem de ses rahatsızlıklarından sonra düzelme için önemli olan birinci basamaktır.

Ses rahatsızlığı ne olursa olsun (iyi huylu bir ses teli patolojisi, ses teli felci, hatta larinks kanseri), kişi, iyileşme sürecinde kendisinin rolünün öneminin farkında olmalıdır. İyileşme süresince sesin bir miktar kısıtlı olacağının bilinmesi de, iyileşmeyi olumlu yönde etkileyecektir.

Ses eğitimi, ses profesyonelini takip eden ses klinisyeninin (genellikle laringolog- yani ses üzerine uzmanlaşmış bir kulak burun boğaz uzmanının- veya konuşma patoloğunun) görevidir. Ses fonksiyonu, ses rahatsızlıkları ve ses rahatsızlıklarının tedavi metodları, her geçen gün daha da anlaşılır hale gelmektedir.

15 Mart 2006

ULUSAL MÜZİK EĞİTİMİ SEMPOZYUMU

Ulusal Müzik Eğitimi Sempozyumu, 25-28 Nisan 2006 tarihleri arasında Pamukkale'de yapılacaktır. Detaylı bilgiye http://muziksempozyum.pamukkale.edu.tr/  adresinden ulaşabilirsiniz. Bu sempozyuma, Sn. Doç.Dr. A.Meral TÖREYİN ile hazırladığımız ''Değişik Şarkı Türlerine Göre Ses Eğitimi Alan Bireylerde Objektif Fonasyon Ve Akustik Analiz Bulguları'' adlı bildiri ile katılıyoruz.  

11 Mart 2006

SES EĞİTİMİ BİLEŞENLERİ

Ses eğitimi verirken, sesini profesyonel olarak kullananların şu temel bileşenler konusunda bilgilenmesini amaçlamaktayız:
1. Ses oluşturan mekanizmaların anlaşılması
2. Ses hijyeni
3. Sigara ve ses
4. Alkol, ilaçlar, beslenme ve hidrasyonun ses üzerine etkisi
5. Vokal stres
6. Ses egzersizleri
7. Reflü ve ses 

07 Mart 2006

TÜRKİYE'DE SİGARA KULLANIMI

Sigara, başta solunum sistemi organları olmak üzere tüm vücudu olumsuz etkileyen bir alışkanlık. Solunum sisteminde ise en çok zarar gören organlar larinks (gırtlak) ve akciğerler. İşte Türkiye için sigaranın ne kadar yaygın bir sorun olduğunu gösteren bazı rakamsal veriler:
1. Türkiye'de erkeklerin %60'ı, kadınların %20'si sigara kullanıyor.
2. Türkiye'de her yıl 100.000 kişi sigaraya bağlı nedenlerden hayatını kaybediyor.
3. 7-13 yaş arası ilköğrenim öğrencilerinde sigara kullanma oranı %12! (8)

24 Şubat 2006

PUBERFONİ

Çocukluk çağından erişkin çağa geçerken özellikle erkek çocuklarda belirgin olan bir ses değişimi yaşanır. Bu durum, bazı bireylerde çok kısa zaman içerisinde, bazılarında ise daha uzun bir zaman dilimi içerisinde olur. Nadiren ise, bu geçiş tamamlanamaz ve birey dengesiz, kestirilemeyen bir ses tonu ile konuşmaya devam eder. Bu duruma puberfoni veya mutasyonel falsetto adı verilir. Puberfoni hastaları seslerini kontrol edemediğinden genellikle sosyal aktivitelerini kısıtlarlar ve daha az konuşur hale gelirler. Puberfoni, beraberinde bir psikiyatrik veya hormonal bozukluk olmadığı sürece sadece ses terapisi teknikleri kullanılarak tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır.   

21 Şubat 2006

SES RAHATSIZLIKLARININ DEĞERLENDİRMESİNDE OBJEKTİF TANI YÖNTEMLERİ 3


Objektif akustik analiz
Ses kalitesinin ve duyulan sesin bozukluklarının tanımlanması değişik ekollerde farklılıklar göstermektedir. Müzik eğitmenleri ve şan hocaları kişinin sesi ile ilgili problemlerini değişik şekillerde tanımlarken, ses patologları ve ses koçları (voice coach) farklı tanımlamalar kullanmaktadır. Bu nedenle, günümüzde daha çok sesin fizik özelliklerini temel alan, bu sayede objektif olarak hem ses problemi olan kişinin, hem onunla ilgilenen yardımcılarının hem de onu tedavi etmeye çalışanların aynı dili konuşmasını sağlayan birimler ve tanımlamalar kullanılmaktadır. Bu inceleme için ses, standardize edilmiş ortamlarda (örneğin biz bu kayıtları profesyonel bir odyoloji ses kabininde tamamen sessiz ortamda yapıyoruz), yine standart ekipmanla (uygun mikrofon, uygun ses kartı ve gerekli niteliklere sahip bilgisayar programları aracılığı ile) kayıt edilmelidir. Elde edilen ses kaydı incelenip, birkaç saniyelik bir ses kaydından onlarca rakamsal veri elde edilebilir. Bu rakamsal veriler, elde ettiğimiz değerlerin karşılaştırılabilir olmasını sağlamaktadır. Kişinin sesinin perdesine ait değişkenler (frekans pertürbasyonları), ses şiddetinin kalitesine ait değişkenler (amplitüd pertürbasyonları) ve gürültü harmonik oranı gibi ses kalitesine ait değişkenler belirlenir ve daha sonra karşılaştırmalarda kullanabilmek üzere saklanır.

18 Şubat 2006

SES RAHATSIZLIKLARININ DEĞERLENDİRMESİNDE OBJEKTİF TANI YÖNTEMLERİ 2

Videolaringostroboskopi

Videolaringoskopi, bir endoskopik muayene biçimidir. Bu yöntemle, diğer endoskopik muayene yöntemlerinde olduğu gibi vücudun herhangi bir bölümü (burada larinks yani gırtlak) bir optik sistem aracılığı ile görülebilir. Bu görüntülerin, elde tutulan ve endoskopa bağlı bir küçük kamera ile monitöre aktarılması sayesinde görüntü, aslından çok daha büyük bir şeklide ve kolayca takip edilebilir olarak gözlenebilir. Stroboskopi ise muayene edilen bölgenin görüntüsünün insan gözünün takip edebileceği bir hızda izlenmesine olanak sağlar. Ses tellerimiz normal bir erkekte saniyede yaklaşık 120 kez, bir kadında yaklaşık 200 kez, bir çocukta ise 300 kez kadar titreşir. Bu rakamlar, hiçbir ses eğitimi olmayan bireyin normal konuşma sırasındaki değerleridir. Eğitimli ince bir bayana ait ses tellerinin saniyede kaç kez titreştiğini bir düşünün. Ne yazık ki insan gözü bunu takip edecek kadar hızlı değildir. Stroboskopi ile elde edilen görüntü, basit bir anlatımla, bir diskoda beyaz ışıklar altında dans ederken, karşınızdaki arkadaşınızın hareketini izlemeniz gibidir. Yani hareketi donmuş karelerin art arda izlenmesi gibi algılarsınız. Bu ses telinin hareketlerini detaylı olarak görmemizi ve dolayısıyla hastalıklı alanı doğru olanak tanımlamamıza olanak sağlar. Videolaringoskopi sırasında görüntüler dijital yada analog video kayıtları olarak kaydedilebilir, aynı sırada veya daha sonra bu video kayıtlarından fotoğraflar çekilebilir. Bu sayede ses tellerinde veya larinksin diğer yapılarında olan değişiklikler arşivlenebilir ve değişik zamanlara kontrol amacıyla kullanılabilir.  

SES RAHATSIZLIKLARININ DEĞERLENDİRMESİNDE OBJEKTİF TANI YÖNTEMLERİ 1

İndirek laringoskopi

Ses patolojilerinin tanınmasında on yıllarca kullanılan tek yöntem olan indirek laringoskopi, ses tellerinin bir ayna ve ışık kaynağı aracılığıyla muayene eden doktor tarafından görülmesi demektir. Günümüzde de rutin kulak burun boğaz muayenesi sırasında kullanılan bu yöntem, elbette bir ses profesyonelinin ve ses hekiminin beklentilerini karşılamaktan uzaktır. Bunun yerini, teknolojik olarak çok gelişmiş optik ve akustik aletlerin kullandığı gelişmiş ses laboratuarları almaktadır.  

17 Şubat 2006

SERÖZ OTİTİS MEDİA

Seröz otitis media, çocukluk çağında çok sık görülen ve halk arasında sıklıkla "kulakta su toplanması" olarak adlandırılan bir durumdur. Geniz eti ve bademcik problemleri ile beraber görülebileceği gibi, tek başına da bulunabilir. Tedavisi ilaçlarla yapılabilir, ilaçlardan fayda görmeyen olgularda ise ameliyatla kulak zarına tüp takılabilir. Erken tanınması ve tedavisinin doğru ve zamanında yapılması, daha ileri yaşlarda gelişebilecek kulak rahatsızlıkları ve işitme kaybının önlenmesi açısından önemlidir.

11 Şubat 2006

LARİNGOFARİNGEAL REFLÜ VE SES SORUNLARI

Mide, kendisine gelen yiyecekleri sindirebilmek için asit salgılar. Bir grup kas bir kapakçık gibi davranarak bu asitli mide sıvısının mideden dışarı çıkmamasını sağlar. Mide ile yemek borusu arasındaki kapakçık (alt özofagus sfinkteri) uygun çalışmadığı zaman, midenin asitli içeriği yukarıya yemek borusuna doğru kaçar. Buna gastroözofageal reflü denir (5). Yemek borusunun üst kısmında yer alan kapakçık (üst özofagus sfinkteri) çalışmadığı zaman ise, mide içeriği aside karşı çok daha hassas olan boğaza ve larinkse yani ses tellerine kadar ulaşır. Bu duruma ise laringofaringeal reflü adı verilir. Reflüye bağlı ses problemleri, ya asidin doğrudan irritatif etkisiyle, ya da boğaz, larinks ve boyun kaslarının aside karşı refleks olarak kasılması ve sertleşmesiyle ortaya çıkar.

Globus (boğazda bir şey varmış gibi olması) hissi, kronik hale gelmiş reflü larenjit nedeniyle oluşabilir. Bu duruma ikincil olarak gelişen salgı artışı, tekrarlayan, hatta alışkanlık haline gelebilen boğaz temizlemeye neden olabilir.

Larinks (gırtlak) çevresinde kas gerginliğinin artması, istenen kalitede sesin çıkarılmasında güçlüğe ve yutma zorluğuna yol açabilir. Özellikle geceleri reflü şikayeti olan bir kişi, boğazda yanma hissi ve kötü kalitede bir ses ile uyanabilir.

Reflünün yemek borusu üzerine etkisi yıllardır bilinse de, ses üzerine olan etkisi son yıllarda yeni yeni araştırılmaya başlanmıştır. Sıradan reflü hastalarında sıklıkla görülen, göğüste, özellikle göğüs ortasındaki kemik (sternum) arkasında hissedilen yanma hissi, ses ile ilişkili reflü hastalarında çok sık olarak izlenmeyebilir. Günlük hayatta reflüsü olduğunu bilen bir kişi, reflüsünün her ne kadar farkında olsa da, bunun sesi üzerine olan etkilerinin farkında olmayabilir ve bu konuda hiç düşünmeyebilir. Halbuki, hayatını sesi üzerine kurmuş olan bir ses profesyoneli için reflünün tek belirtisi, sesi ve dolayısıyla profesyonel ve sosyal yaşamı üzerine olan etkisi olabilir. Yaptığımız bir çalışma, reflünün sesin objektif parametreleri üzerine olumsuz etkileri olduğunu göstermiştir. Bu çalışmaya göre, reflü, sesin hem intensite ile ilişkili (shimmer), hem perde ile ilişkili (jitter), hem de ses tellerinin doğru kullanımı ile ilişkili (gürültü harmonik oranı) parametrelerini olumsuz olarak etkilemektedir (4,6,7).

08 Şubat 2006

ŞARKICILAR İÇİN ISINMA EGZERSİZLERİ

Amerikan Ulusal Ses ve Konuşma Merkezi'nin şarkıcılar için önerdiği ısınma egzersizlerini http://www.ncvs.org/ncvs/info/singers/warmup.html sitesini ziyaret ederek görebilirsiniz.

29 Ocak 2006

SESİN KÖTÜ KULLANIMI VE SES FİZYOLOJİSİ ÜZERİNE ETKİSİ


Sesin yanlış ve kötü kullanımı ve bunların ses fizyolojisi üzerine etkisi konusunda hazıladığım bir sunumun pdf dökümanını size göndermemi isterseniz, lütfen yukarıdaki elektronik posta adresine adınız, soyadınız, mesleğiniz, yaşınız ve iletişim kurabileceğim telefon, e posta ve adres bilgilerinizi içeren bir e posta gönderin.
Saygılar. Dr. Hâldun OĞUZ

25 Ocak 2006

REFLÜ BELİRTİLERİ

Aşağıdaki şikayetlerden bir yada birden fazlasının varlığı, laringofaringeal reflü habercisi olabilir:
nSık boğaz temizleme
nBoğulacakmış gibi olma hissi
nKronik öksürük
nUykudan öksürerek uyanma
nYutkunma ve yutma güçlüğü
nBoğazda bir şey varmış hissi
nYoğun veya çok miktarda boğaz salgısı
nAğızda acılık veya ekşime hissi
nTekrarlayan boğaz infeksiyonları
nSeste kabalaşma, ses kalitesinin bozulması

LARİNGOFARİNGEAL REFLÜ İÇİN ÖNLEMLER

Optimum kilonun korunması
Karın bölgesini aşırı sıkan kıyafetlerden kaçınılmalı
Yemeklerden hemen sonra yatmaktan ve eğilmekten kaçınmak, yemeklerden hemen sonra ve yatmadan yaklaşık iki saat önce fiziksel egzersiz yapmaktan kaçınmak
Aspirin gibi ilaçlar kullanılmamalı
Stresten kaçınmalı
Karın solunumu tercih eidlmeli
Yatak başının yaklaşık 10-15 cm yükseltilmesi
Gece uyumadan yaklaşık üç saat önceden yemek yememek
Sık ve az hacimde öğünler
Kafein ve nikotinden uzak durma
Domates ve domates sosu içeren yiyecekler, acılı yiyecekler, ananas, sirke ve turunçgillerden uzak durma
Sakız, öksürük şurupları ve ağız gargaraları reflüyü arttırır
Çikolata, kuruyemişler, mentol ve alkollü içecekler alt özofagus sfinkteri bozar
Yağlı yiyecekler yememek
Tam yağlı süt yerine yağı azaltılmış veya yağsız süt ve süt ürünleri
Reflü ilaçları (doktorunuza danışarak)

17 Ocak 2006

REFLÜ VE LARİNKS


Yapılan çalışmalarda kişilerin % 10’unda hergün, % 30-50’sinde ise daha az sıklıkta yanma hissi ve regürjitasyon şikayetleri olmasına rağmen, gastroözefageal reflü (GER) hastalığının epidemiyolojisi ve doğal seyri tam olarak anlaşılamamıştır. Gastroenterologlar ve birçok KBB uzmanı, GER’deki klinik bulguların tipik gastrointestinal semptomlar olduğunu (özefagusta yanma hissi ve regürgitasyon gibi) düşünmektedir. Ancak bu bulguların KBB hastalarında farklı olabileceği, standart GER tanısal testlerinin yetersiz kalabileceği, intermitan ve okült (sessiz) gastroözefageal reflünün üst solunum ve sindirim sisteminde semptomlara ve komplikasyonlara yol açabileceği gözardı edilmemelidir.
Uzun yıllardır, KBB uzmanları gastroözefageal reflü için kullanılan tanısal testlerin çok başarılı olmadığını düşünerek, hastalarına tanı koymada bu testlerden çok klinik bulgulara güvenmişlerdir. Bu testlerin çoğunun spesifisitesi oldukça iyi olmakla birlikte, sensitivitesi oldukça kötüdür. GER tanısında en spesifik ve en duyarlı test, 24 saatlik pH monitorizasyonudur (pH-manometri, pH-metri) . GER’ye bağlı bazı bulgular gayet iyi tanımlanmıştır. Bunlar arasında vokal kord granülomu ve posterior larenjit (aritenoidler kırmızıdır ve interaritenoid mukoza kıvrımlı olarak izlenir) başta gelir, ancak yine de bu bilgiler arasında tutarsızlıklar vardır. Bazı klinisyenler, posterior larenjitin GER için patognomik olduğunu düşünürken, bazı araştırmacılara göre ise bu iki durum tamamen ilgisizdir.
Tanısal zorluklara rağmen, GER’nün üst solunum ve sindirim sistemindeki bazı durumlardan sorumlu yada bu durumlarla birlikte olduğu anlaşılmıştır (örneğin larinks ca ve subglottik stenoz) .

13 Ocak 2006

ACOUSTIC ANALYSIS FINDINGS IN OBJECTIVE LARYNGOPHARYNGEAL REFLUX PATIENTS

Oguz H, Tarhan E, Korkmaz M, Yilmaz U, Safak MA, Demirci M, Ozluoglu LN.
J Voice. 2006 Jan 6; [Epub ahead of print] PMID: 16406737
SUMMARY: Objective: The aim of this study was to identify the effects of objective laryngopharyngeal reflux (LPR) on the acoustic parameters of patients by comparing their voice samples with that of control subjects. Study Design: Prospective study in two tertiary reference hospitals. Methods: 48 consecutive patients with symptoms related to LPR and 64 control subjects were included in the study. Suspected LPR patients underwent a 24-hour ambulatory pH monitoring, and 25 (52%) of them were shown to have objective LPR. Acoustical evaluation results of objective LPR patients were compared with that of symptomatic LPR patients and control subjects. Results: All frequency perturbation values obtained from objective and symptomatic LPR patients were higher than the control subjects (P < 0.01). Mean fundamental frequency, amplitude perturbation measures, and noise-to-harmonics ratio were not significantly different between groups. Conclusion: LPR patients have significantly different frequency perturbation values than control subjects.

10 Ocak 2006

29 Aralık 2005

REFLÜ İLE İLİŞKİLİ FAKTÖRLER

A. AZALMIŞ ALT ÖZEFAGEAL SFİNKTER BASINCI
1. Hiatal herni
2. Diet
a. Yağ
b. Çikolata
c. Mentollü yiyecekler
3. Tütün
4. Alkol
5. İlaçlar
6. GERH
B. ANORMAL ÖZEFAGUS MOTİLİTESİ
1. Nöromuskuler hastalıklar
2. Larenjektomi
3. Alkol
4. GERH
C. ANORMAL/AZALMIŞ MUKOZAL REZİSTANS
1. Xerostomi
a. Sicca sendromu
b. Oral kaviteye radyoterapi
c. Özefageal radyoterapi
2. Tütün
3. Alkol
4. İlaçlar
5.GERH
D. GECİKMİŞ GASTRİK BOŞALMA
1. Çıkış obstrüksiyonu
a. Ülser
b. Neoplazi
c. Nörojenik
2. Yağlı yiyecekler
3. Tütün
4. Alkol
E.ARTMIŞ İNTRAABDOMİNAL BASINÇ
1. Sıkı giysiler (kemer,korse)
2. Diet
a. Aşırı yemek yeme
b. Karbonatlı içecekler
3. Obesite
4. Gebelik
5. Mesleki
6. Egzersiz
F. GASTRİK ASİT VE/VEYA PEPSİN AŞIRI SEKRESYONU
1. Stres
a. Cerrahi
b. Travma
c. Yaşam biçimi
2. Tütün
3. Alkol
4. İlaçlar
5. Diet

28 Aralık 2005

SES ANALİZ BATARYASI

  1. Ses analizi yaparken, mümkünse, bir yüksek, bir de alçak sesli kullanılmalı ve pertürbasyon değerleri buna göre rapor edilmelidir.
  2. Uzatılmış sesliler (sustained wovel) kullanılırken en az 10 ayrı kayıt yapılmalıdır.
  3. Ses pertürbasyon değerleri, F0, intensite ve ses kalitesinden etkileneceğinden, aynı kişi veya kişiler arası bazı sonuçlar rapor edileceğinde, bu değerler de belirtilmelidir.
  4. Minimum -60 dB duyarlılıkta olan, profesyonel bir mikrofon kullanılmalıdır.
  5. Mkirofon 10 cm.den daha yakın ve off-axis olarak kullanılmalıdır.
  6. 16 bit kayıt önerilir.
  7. Örnekleme frekansı 20-100 kHz arasında olmalıdır (3).

Dr. Haldun OĞUZ

SES SİNYALLERİ VE ANALİZ YAKLAŞIMI

Akustik sinyaller genel olarak üçe ayrılır. Tip 1 sinyaller genellikle periyodiktir, tip 2 sinyaller güçlü subharmonikler veya modülasyonlar içerir ve kesintilidir, tip 3 sinyaller ise tamamen kaotiktir. Bu sınıflamanın yapılabilmesi için spektrogram kullanılabilir. Perturbasyon analizlerinin yapılabilmesi için sinyalin mutlaka tip 1 sinyal olması gereklidir (3).
Dr. Haldun OĞUZ

23 Aralık 2005

SES PROBLEMLERİNE YAKLAŞIM

Ses kısıklığına yol açan birçok neden bulunmaktadır. Bunlar genellikle sinir ve kaslardan kaynaklanan nöromuskuler nedenler veya ses telleri yapısını etkileyen nodül, polip, granulom ve benzeri mukozal nedenlerdir. Ancak ses kısıklığına etki eden faktörler genellikle bu ikisi ile sınırlı kalmaz. Dört ana grup faktör, bahsedilen diğer ana nedenlere eşlik eder. Bunlar, kişinin sesini kullanma bilinci ve yeteneği, psikolojik durumu, yaşam şekli ve mesleki faktörler ve gastroözefageal reflüdür. Ses kısıklığı nedeniyle değerlendirilen bir hasta, tüm bu faktörler açısından ilgiyle değerlendirilmelidir (2).
Dr. Haldun OĞUZ

21 Aralık 2005

SES ALIŞTIRMALARI

İki amaçla yapılmalıdır:
Teknik kazandırmak için
Sesi ısıtmak için
Kolaydan zora doğru yapılacak alıştırmalar şunları amaçlamalıdır:
Şarkı söylemedeki güçlüklerin aşılması
Yeteneğin ortaya çıkarılması
Soluğun denetim altına alınması
Sesle ilgili organ ve kasların güçlendirilmesi
Hafif (piyano) ve kuvvetli (forte) şarkı söyleme alışkanlığı edindirilmesi
Legato, kreşendo ve dekreşendo şarkı söyleyebilmenin sağlanması
Tril yeteneğinin geliştirilmesi
Larinksin çabuk devinimlere alıştırılması (Kaynak:1)

20 Aralık 2005

SES EĞİTİMİ - GEÇİT TONU

İ ve ü ünlüleri ile yapılan alıştırmalarda geçit tonu kendini belli etmeyebilir. Bu durum, şan öğretmenini yanılgıya düşürmemelidir. Bu iki ünlünün belirgin özelliği, bütün tonlarda aynı renk, genişlik ve güzellikte bulunmasıdır. (Kaynak:1)

LARINGOFARINGEAL REFLU VE SES BOZUKLUKLARI

Laringofaringeal reflu, uzun yillardan beri ses hastaliklari konusunda suclanagelen etiolojik bir nedendir. Simdiye kadar yapilan calismalar, reflunun ses bozukluklari uzerine olan etkisini objektif olarak gosterememistir. Yaptigimiz yeni bir calisma, laringofaringel reflunun objektif olarak degerlendirilebilen ses ozellikleri uzerinde belirgin farliliklara yol actigini gostermistir. Calismamiz 2006 yilinda Journal of Voice'da basilmak uzere kabul edilmistir.
ACOUSTIC ANALYSIS FINDINGS IN OBJECTIVE LARYNGOPHARYNGEAL REFLUX PATIENTS. Accepted for publication in Journal of Voice. H OGUZ, E TARHAN et al.