Prof.Dr. Haldun OĞUZ - www.drhaldunoguz.com - 0 312 284 28 88 - 0 531 431 06 94 - Ankara
16 Ocak 2013
Postkrikoid Yastık
11 Ocak 2013
Vestibüler Fold Elektrofizyolojik Aktivitesi
08 Ocak 2013
Septum Cerrahisi
Programı aşağıda bağlantıda görebilirsiniz.
Saygılarımızla.
Yönetim Kurulu adına
Doç.Dr. Haldun Oğuz
Genel Sekreter
Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahi Derneği
Septum Cerrahisi
20 Aralık 2012
Grup A Streptokokal Farenjit Tanı ve Tedavisi
13 Aralık 2012
Yutma güçlüğü tedavisinde yeni bir yöntem
Ses Kısıklığı
Laringofaringeal Reflü
Laringofaringeal Reflü Video
02 Aralık 2012
Olgularla Baş Boyun Radyolojisi
toplantısı 13 Aralık 2012 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Tıp
Fakültesi Öğretim Üyeleri Kafeteryasında gerçekleştirilecektir.
Programı aşağıda görebilirsiniz.
Saygılarımızla.
Yönetim Kurulu adına
Doç.Dr. Haldun OĞUZ
Genel Sekreter
13 Aralık 2012, 19:00
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Öğretim Üyeleri Kafeteryası
Bilimsel Koordinatör: Prof.Dr. Oğuz Öğretmenoğlu
Olgularla Baş Boyun Radyolojisi
Doç.Dr. Burçe Özgen Mocan
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Radyoloji Anabilim Dalı
30 Kasım 2012
Sistemik steroid tedavisine yanıt vermeyen ani işitme kaybı olgularında tedavi
29 Kasım 2012
Ani işitme kaybında tanı ve tedavi
28 Kasım 2012
Sulkus: Eksizyon, Birincil Sütür ve Medializasyon Laringoplasti
27 Kasım 2012
Eagle Sendromu'nda Stiloid Uzantı Cerrahisi Komplikasyonu
26 Kasım 2012
Reflü Larenjit
Laringofaringeal Reflü (Reflü Larenjit), mide içeriğinin geriye kaçısı ile oluşan bir rahatsızlıktır. Bu konu ile ilgili bir radyo programının kayıtlarına ulaşmak için aşağıda yer alan bağlantıya tıklayabilirsiniz.
Reflü Larenjit (Radyo)
23 Kasım 2012
Tek taraflı utriküler disfonksiyona bağlı horizontal nistagmus
22 Kasım 2012
Tıkayıcı Uyku Apnesinde Çok Seviyeli Cerrahinin Güvenliği
Grip
17 Kasım 2012
Laringofaringeal Reflü
Laringofaringeal Reflü hakkında Volume dergisine yazdığım metine ulaşmak için lütfen aşağıdaki bağlantıya tıklayınız:
12 Kasım 2012
Laringofaringeal Reflü için Risk Faktörleri
Reflü şikayetleri nelerdir?
04 Kasım 2012
Tek taraflı ses teli felcinde yağ enjeksiyonu
26 Aralık 2011
Çocuklarda ses problemleri
Çocukluk çağı ses problemlerinin değişik çalışmalarda % 4 - 30 oranında görüldüğü ifade edilmektedir. 2000 adet çocuk ve ailesi ile yapılan yeni bir çalışmaya göre 4-12 yaş arasında ses problemleri, ailelere göre %6 oranında mevcut iken, klinisyen değerlendirmeleri ile oranın %11 olduğu belirlenmiştir. Bu yaş grubundaki çocuklarda en sık görülen ses problemleri olarak sırasıyla nodül, mukozal kalınlaşma ve ödem/konjesyon tespit edilmiştir.
http://www.scielo.br/pdf/bjorl/v77n6/en_v77n6a10.pdfÖğretmenlerde Ses Sorunları
Brezilya’da yapılan bir çalışmaya göre, öğretmenlerin son iki hafta içerisinde ses bozuklukları nedeniyle okula gidememe oranı %3,4 olarak rapor edilmiştir.
20 Aralık 2011
Ses Hijyeni
Ses hijyeni, tıpkı ağız hijyeninde olduğu gibi, kişisel olarak takip etmemiz ve günlük hayatta uymamız gereken bir davranışlar topluluğudur. Bazı şeyleri yaparak ve bazı şeyleri yapmayarak sesimizin daha sağlıklı olmasını, daha az ses problemi ile karşılaşmayı ve bu problemler oluştuğunda onlardan en kısa sürede kurtulmayı sağlayabiliriz.
Ses Hijyeni ile ilgili bazı önemli noktalar
I. Düzenli Ses Egzersizi Yapın
Profesyonel ses kullanıcısının ses egzersizlerinden elde edeceği faydayı, bir sporcunun başarılı olmak için düzenli olarak yaptığı fiziksel egzersizlere benzetebiliriz. Düzenli ses egzersizleri sayesinde solunum desteği artar, ses perde esnekliği optimum hale gelir ve sesinizin rezonans kalitesi istenen seviyede olur.
II. Düzenli Fizik Egzersiz Yapın
Sesimiz, fiziksel ve ruhsal olarak bizi yansıtan tüm parçaların bir bütünüdür. Bir yakınımızın herhangi bir rahatsızlığı olduğunda bunu onunla telefonda konuşurken dahi anlayabiliriz. Fiziksel ve ruhsal olarak iyilik halimiz mutlaka sesimizde hissedilir. Fizik egzersiz ile en aza indirilebilen postür bozuklukları ve strese bağlı problemlerin ses üzerine etkisi çok çok fazladır.
III. Yeterli Sıvı Alın
Ses tellerimizin sorunsuz olarak çalışması ile ilgili en önemli faktörlerden birisi yeterli sıvı alımıdır. Bireylere ve sağlık durumlarına göre değişkenlik göstermekle birlikte ortalama olarak bir günde tüketilen 2 litre su ses hijyeni için bir olmazsa olmazdır. Ses tellerinin nemlenmesinin sağlanması ve ses tellerinin iyi çalışması gereken hava basıncının azaltılması için su en ideal sıvıdır. Kafein içeren içeceklerin sık ve çok tüketilmesi, sıvı ihtiyacının karşılanmasının aksine, su alımı ihtiyacını arttıran faktörlerdir. Sıcak hava ya da klimalı kuru ortam gibi çevreye ait değişkenler de ihtiyaç duyulan sıvıyı belirlerken dikkate alınmalıdır.
IV. Sigaradan ve Diğer Tütün Ürünlerinden Uzak Durun
Sigara dudaklardan başlayarak akciğerlere kadar uzanan tüm ses yolundaki salgıları kurutur, tahrişi kolaylaştırır ve kronik bir iltihaba yatkınlığa yol açar. Bu durum da ilk olarak ses kısıklığı ya da seste kabalaşma ile hissedilmeye başlanan genel bir ses kalitesi bozukluğuna kadar devam edebilir. Tütün maddelerinin uzun süreli kullanımının tüm ses yolunda kansere yol açabileceği de akıldan çıkarılmamalıdır.
V. Bazı Pratik Öneriler
Aşağıda yer alan kısa önerilere dikkat edilmesi sesinizi olumlu yönde etkileyecektir:
Uykunuzun düzenli olması sesinizi olumlu yönde etkiler.
Gece yatarken yiyip içmemek reflüyü azaltarak ses kalitenizi korur.
Üst solunum yolu enfeksiyonlarının erken tedavisi sesinizin bozulmamasını sağlar.
Başta hormonlar olmak üzere birçok ilaç sesiniz üzerine etkilidir, gereksiz ilaç kullanmaktan kaçının.
07 Ağustos 2011
Ses sağlığı üzerine ilaçların etkisi
- Antihistaminikler (Alerji ilaçları)
- Antikoagülanlar (Kanı sulandıran ilaçlar)
- Aspirin
- Antitusifler (Öksürük şurupları)
- Antihipertansifler
- Diüretikler
- Antidepresanlar
- Antikolinerjikler (Astım ilaçları)
- Vitaminler (özellikle günde 5 g’dan fazla kullanılan vitamin C)
- Kas Gevşeticiler
- Doğum kontrol ilaçları, Uygunsuz kullanılan Hormonlar (Menapoz sonrası ilaçlar ve tiroid hormonları gibi)
- Bitkisel ilaçlar
20 Mayıs 2011
Parkinson hastalığı ve ses kısıklığı
tek perdeli ses tonunun nedeni intrensek ve ekstrensek larengeal kaslardaki rijidite ve hareket yeteneğinde azalmadır.
Myastenia gravis ve ses bozuklukları
11 Mayıs 2011
Spazmodik Disfoni
21 Ocak 2011
Larinks transplantasyonu (Gırtlak nakli)
makale: http://ow.ly/3HMBN
30 Aralık 2010
Obstrüktif Uyku Apnesi Tedavisinde Basınç Dışındaki Yöntemler
tutmaktadır. Ancak, birçok hasta ağız içi araçlar ve cerrahi
yöntemlerden de fayda görebilmektedir. Bu konuda BT Woodson tarafından
hazırlanmış güzel bir derleme yazıya aşağıdaki bağlantıdan
ulaşabilirsiniz.
http://www.rcjournal.com/contents/10.10/10.10.1314.pdf
2011
mutluluk, başarı ve huzur getirmesini diliyorum.
Sevgi ve saygılarımla.
--
Doc.Dr. Haldun Oguz
Kulak Burun Bogaz Hastaliklari Uzmani
www.haldunoguz.com
https://twitter.com/HaldunOguz
+90 533 300 00 00
25 Aralık 2010
Yenidoğanda Ses Kıvrımları
02 Ekim 2010
Vokal fold paralizili çocuk hastalarda reinnervasyon
09 Temmuz 2010
4. Dünya Ses Kongresi
18 Mart 2010
Spazmodik disfonide primer somatosensorial korteksin anormal aktivasyonu
17 Mart 2010
Timpanoskleroz
Kulak zarının (KZ) anormal kalsifikasyonları miringo skleroz (MS) olarak bilinir. Kulak zarındaki kalsifiye hyalen plakların timpanik kavitede görülmesi durumu daha geniş anlamıyla timpanoskleroz olarak tanımlanır (TS).1 Diğer bir deyişle MS, TS’nin özel bir formudur. Genel olarak TS bir otitis media sekelidir. MS herhangi bir nedene bağlı KZ perforasyonu (otit, travma, miringotomi vb.) veya ventilasyon tüpü takılması sonrası görülebilmektedir.2 MS için kalsifikasyon yeri genellikle KZ’nin fibröz tabakasıdır. TS sonrasında olaşan hyalen plaklara bağlı ossiküler zincir fiksasyonları veya kulak zarı mobilitesinde azalmalar sonucunda işitme kayıpları meydana gelir.3
Tympanoskleroz tanısı histopatolojik olarak konulan 19 olgunun 18’inde plaklar preoperatif temporal BT ile gösterilebilmiştir.20
Selçuk ve ark.5 TS histopatolojisini üç tipe ayırmıştır: Artmış iltihap hücreleri ve kollajen fibrillerin gevşek bağ dokusu içinde birikmesi tablosu Tip I TS olarak tanımlandı. Çevresi düzensiz bağ dokusu ve geniş kollajen liflerle sarılmış, merkezde yumuşak bağ dokusu ve iltihap hücrelerinin bulunduğu evre Tip II TS olarak tanımlanmış. Son aşama olarak bağ dokusundaki kalınlaşmış kollajen liflerin sıkışık ve düzensiz birikimi Tip III TS olarak adlandırılmıştır.
TS histopatolojisinde, kollajen artışı ile ekstraselüler kalsiyum depolanması gösterilmiştir,4 TS histopatolojisi ile atheroskleroz veya glomeruloskleroz patolojisi arasında çok büyük benzerlikler söz konusudur. Bu bulgular elektron mikroskopi çalışmalarıyla da desteklenmiştir.1 MS için yapılan bir çalışmada, başlangıçta osteopontin, osteoprotegrin ve osteonectin gibi enzimlerin etkisiyle, bağ dokusundaki makrofajların sitoplazmalarında kalsifikasyon başladığı rapor edilmiştir.6 Döner ve arkadaşları biyokimyasal bir analizde birikimin sadece kalsiyumdan ibaret olmadığını, aynı zamanda amonyum, fosfat tuzları ve kolesterol biriktiğini göstermişlerdir.7 Her kronik otit olgusunda TS görülmediğine göre, fizyopatolojinin genetik yapıyla ilgili olması gerekir. TS bulunan 50 kronik otit olgusu, TS bulunmayan 50 kronik otit olgusu ve benzer demografik özelliklere sahip 100 kontrol grubu üzerinde yapılan genetik bir çalışmada, TS olgularında anlamlı oranda TLR4 geninde polimorfizm ortaya konulmuştur.21 Görür ve arkadaşları da TS oluşumu ile plazma fibronectine seviyesi arasında negatif korelasyon olduğunu göstermişlerdir.22
Tanımlanam pek çok patogenezin yanında, TS oluşumundaki en önemli faktörün KZ’daki perforasyonu takiben timpanik kavitede artmış oksijen konsantrasyonu olduğu öngörülmektedir.8 Bu durum serbest oksijen radikallerinin artmasına ve geri dönüşümü olmayan doku hasarına neden olmaktadır. Aktive olmuş makrofaj ve endotelyal hücrelerden salınan nitrik oksitin de patogenezde önemli rolü vardır.9
TS oluşumu bazı medikal ajanlarla önlenebilir mi veya azaltılabilir mi soruları pek çok çalışmanın konusu olmuştur. Bu anlamda ortamdan serbest radikallerin uzaklaştırılması için antioksidanlar, steroid veya kalsiyum kanal blokörlerinin kullanımıyla ilgili deneysel çalışmalar giderek artmaktadır.10,12, Üner ve arkadaşları vitamin-E ile kaplanmış ventilasyon tüpü kullanılmasıyla serbest radikallerin azaltılabileceğini göstermişlerdir.13 Kaptan ve arkadaşları bir tür serbest radikal temizleyici anti oksidan olan ginko biloba ekstrelerinin kullanılmasıyla, ortamdaki nitritin azaltılabileceği ve glutatyon peroksidaz seviyesinin artırılabileceğine işaret etmişlerdir.10 Ancak Atmaca ve arkadaşları11 farelerde deneysel olarak parasentez sonrası ortama eklenen nitrik oksitin TS gelişiminde her hangi bir değişiklik oluşturmadığını bildirmişlerdir. Hayvan deneylerinde parasenteze bağlı gelişen miringosklerozun, ortama uygulanan kanal blokörleri,14 mitomisin23, doxycycline24 ile önlenebileceği gösterilmiştir.
TS gelişiminin önlenebilmesi için sodyum tiyosulfat (ST - Na2S2O3) tedavisi de kullanılmıştır. Klinik olarak siyanid zehirlenmesinde antidot olarak kullanılan ST güçlü bir şelat yapıcı antioksidan maddedir. ST ayrıca kalsifikasyon oluşturan kalsifik üremik arteriopati ve kalsiyum fosfat nefrolitiazis gibi çeşitli hastalıklarda da kalsifikasyonun önlenmesi için başarıyla kullanılagelmektedir.15,16 ST ayrıca karboplatin ve sisplatin tedavilerinde kimyasal koruyucu olarak halen tercih edilmektedir.17,18 ST hem endotelyal hücre bozukluklarını giderir, hem endotelyal nitrik oksit sentezini önler.19 ST, TS gelişiminin önlenmesi için bir seçenek olarak önümüzde durmaktadır.
TS bulunan kronik otitlerin ossiküloplastisinde en önemli sorun, tekrarlayan patoloji ile yeniden iletim tipi işitme kaybı gelişmesidir. Özellikle fikse stapesin mobilizasyonuyla elde edilen sonuçlar uzun dönemde yeterli değildir.25 Bu nedenle ossiküler rekonstrüksiyonda kemikçiklerin kullanılması yerine, ikinci seansta stapedotomi ile total ossiküler protezlerin kullanılması daha iyi işitme sonuçlarıyla gelecek vaat etmektedir.26,27
Doç.Dr. Mustafa Asım Şafak
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı
Bilateral vokal fold hareket kısıtlılığında botulinum toxin enjeksiyonu
Laryngoscope dergisinde yayına kabul edilen ve 8 Mart 2010 tarihinde internet üzerinden yayınlanan bir çalışmaya göre, 11 hasta, 10 yıllık bir takip boyunca tekrarlayan botox enjeksiyonları ile takip edilmiş, bu sayede trakeotomi ve ablatif cerrahiye ihtiyaç duymaksızın hava yolu tıkanıklığı semptomları ortadan kaldırılmıştır. Ekborn DC ve ark. 10.1002/lary.20821
13 Mart 2010
Laringeal papillomlarda displazi ve cidofovir tedavisi
Kaynak: Gupta HT ve ark., 10.10072/lary.20785
06 Mart 2010
Disfoninin psikososyal etkileri
Disfoninin (ses kısıklığının) hastanın günlük aktiviteleri ve yaşam kalitesi üzerine psikososyal etkisinin değerlendirilmesi çok önemlidir. Disfoninin bir bireye etkisi, profesyonel ve kişisel ses ihtiyaçlarına, sesinin kendisini algılamasındaki yerine, ve kişinin hastalıkla baş etme becerisine bağlıdır. Disfoninin psikososyal etkisini ve tıbbi, cerrahi ve davranışsal girişimlerin fonksiyonel etkinliğini doğru olarak ölçmek amacıyla değişik araçlar geliştirilmiştir. Bunların çoğunun temelinde Dünya Sağlık Örgütü’nün 2001 Uluslararası Fonksiyonellik, Engellilik ve Sağlık Sınıflaması veya önceki versiyonu olan 1980 Uluslararası Sakatlık, Özürlülük ve Handikap Sınıflaması yer alır (Ref: 11).
02 Mart 2010
Fonocerrahi (Ses Cerrahisi)
31 Aralık 2009
2010
Sevgi ve saygılarımla.
Doç.Dr. Haldun OĞUZ
drhoguz@gmail.com
08 Aralık 2009
Fonksiyonel ses bozukluğu
10.1002/lary.20696 doi
01 Aralık 2009
Fonksiyonel ses kısıklığı
Fonksiyonel disfoni (FD), yapısal olarak tamamen normal olan ses tellerinin uygun ses çıkarma işlevini yerine getirememesi durumudur. Bir başka ifade ile, normal olan ses organının uygun olmayan, ya da yanlış şekilde kullanılması olarak tanımlanabilir. Bu tanının koyulabilmesi için hastanın ses hastalıkları konusunda deneyimli bir klinik tarafından gerekli tüm incelemeler ışığında değerlendirilmiş olması gereklidir. Bu hasta grubu, ses hastaları içerisinde %10-40’lık bir bölümü oluşturmaktadır (1). FD’nin belirti ve bulguları çok değişkenlik gösterebilmekle birlikte, çoğu hastada geçirilmiş bir üst solunum yolu infeksiyonunu takiben görülebilir. Kadınlarda erkeklerden daha sık olarak görülür. Genellikle geçicidir ve tedavi yanıtı değişkendir.
FD’de sesin değişik özellikleri olumsuz olarak etkilenebilir. Sesin şiddeti, perdesi ya da genel kalitesinde bozulmalar olabilir, hatta nadiren de olsa, hasta hiç ses çıkaramayabilir (Fonksiyonel afoni). Psikolojik faktörler ve stres, FD belirtilerinin başlamasına ya da artmasına neden olabilir.
FD tanımı yerine ya da benzer klinik durumlar için kullanılan çok sayıda tanımlama mevcuttur. Bunlar arasında psikojenik, konversif, histerik, hiperfonksiyonel, kas gerilim ve misuse (yanlış kullanım) ses kısıklıkları sayılabilir (2-6).
Fonksiyonel disfonide larinks (gırtlak, hançere) içerisindeki küçük kasların uygunsuz kasılmalarının rol oynadığı düşünülmektedir. Bu kasılmalara neden olarak aşağıdaki mekanizmalardan bir ya da birkaçının rol oynayabileceği değişik çalışmalarda ifade edilmiştir (1):
1. Aşırı ses kullanma gerekliliğine bağlı teknik olarak sesin yanlış kullanımı (2-4)
2. Üst solunum yolu infeksiyonu sonrası gereken öğrenilmiş ses uyumu (5)
3. Laringofaringeal reflüye bağlı ses problemlerine ikincil artmış larinks ve farinks (boğaz, yutak) kasları gerginliği (7,8)
4. Küçük ses teli patolojileri (nodül, polip gibi) yada yetmezliklerine ikincil ses probleminin aşırı düzeltilmesi (9)
5. Kişilik özellikleri ya da psikolojik nedenlere bağlı larinks bölgesinde aşırı gerginlik (10,11)
FD tanısı, bireyin tam bir kulak burun boğaz ve baş boyun muayenesinin yapılmasını takiben, larinksin gerek geleneksel, gerek güncel (endoskopik, videolaringostroboskopik) yöntemlerle incelenmesi ve gerek görülürse ses laboratuarında yapılacak diğer incelemeler (ses analizi, tanısal ses terapisi, larinks elektromyografisi gibi) sonucunda koyulabilir.
Tedavi edilmeyen FD, bireyin yaşam kalitesini olumsuz etkilediği gibi, devam etmesi durumunda organik patolojilere (ses teli nodülü gibi) de yol açabilir.
FD tedavisi, ihtiyaç olan hallerde kullanılan değişik ilaçların yanı sıra bireye doğru ses davranışını öğretmeyi ve bunu güncel hayatta uygulamayı amaçlayan ses terapisi yöntemleri ile yapılmaktadır. Yeterli sıvı alımı, solunan ortamdaki havanın nemlendirilmesi, sigaradan uzak durulması, genel stresin azaltılması, uygun sesle ve nefes desteği ile konuşma, boğazı sık temizleme alışkanlığından kaçınılması gibi hastanın kendi başına uygulayabileceği yöntemler de tedavi başarısı açısından çok önemlidir (12). Bu önlemlerin alışkanlık haline getirilmesi, FD sorunları ile tekrar karşılaşmamak için de çok faydalıdır.
Kaynaklar:
1. Roy N. Functional dysphonia. Current Opinion in Otolaryngology & Head and Neck Surgery 2003; 11:144-8.
2. Morrison MD,et al. Diagnostic criteria in functional dysphonia. Laryngoscope 1986; 94:1-8.
3. Morrison MD,et al. Muscular tenion dysphonia. Journal of Otolaryngology 1983; 12:302-6.
4. Morrison MD, et al. Muscle misuse voice disorders: description and classification. Acta Otolaryngologica 1993; 113:428-34.
5. Koufman JA, et al. Classification and approach to patients with functional voice disorders. Annals of Otology Rhinology Laryngology 1982; 91:372-7.
6. Koufman JA, et al. Vocal fatigue and dysphonia in the professional voice user: Bogart-Bacall syndrome. Laryngoscope 1988; 98:493-9.
7. Oğuz H, et al. Acoustic Analysis Findings in Objective Laryngopharyngeal Reflux Patients. Journal of Voice 2007; 21: 203-10.
8. Morrison MD, et al. Pattern recognition in muscle misuse voice disorders: how I do it? Journal of Voice 1997; 11:108-14.
9. Roy N. Ventricular dysphonia following long-term endotracheal intubation: a case study. Journal of Otolaryngology 1994; 23:189-93.
10. Aronson AE. Clinical Voice Disorders: An interdisciplinary approach. New York, 3. Baskı, Thieme.
11. Roy N, et al. Toward a theory of the dispositional bases of functional dysphonia and vocal nodules: exploring the role of personality and emotional adjustment. In Voice Quality Measurement. Kent RD, et al. San Diego, Singular Publishing, 461-80.
12. Maryn Y, et al. Ventricular dysphonia: clinical aspects and therapeutic options. Laryngoscope. 2003 May;113(5):859-66.
30 Kasım 2009
Kurban Bayramı
23 Haziran 2009
Tek Taraflı Vokal Fold Paralizilerinde Hyaluronik Asit
Makaleye aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
J Voice H Acid
04 Haziran 2009
Spazmodik Disfoni
Spazmodik disfoni (SD), fokal, erişkin çağda başlayan, larinks (gırtlak) kasları distonisidir. Larinks kaslarındaki spazma bağlı olarak konuşma sırasında seste kesilmeler oluşur. SD hastalarında belirtiler tipik olarak istemli konuşma sırasında oluşur. Dinlenme sırasında ya da refleks olarak fonasyon sırasında (öksürme, ağlama, gülme, esneme gibi) hastaların hiçbir semptomu olmayabilir. Şarkı söyleme ya da fısıltı sırasında şikayetlerde artma ve azalmalar görülebilir. Bu hastalığı oluşturan mekanizmalar henüz tam olarak bilinmese de, bazı hastalıkların ve çevresel faktörlerin oluşumunda rol oynadığı düşünülmektedir. SD, başka bazı distoniler (blefarospazm, tortikollis gibi) ve nörolojik hastalıklarla (Parkinson, Wilson, Huntington ve amyotrofik lateral skleroz gibi) ile birlikte görülebilir. SD oluşumunu tetiklediği düşünülen çevresel faktörler arasında ise enfeksiyonlar, travma, stres ve bazı ilaçlar sayılabilir.
16 Nisan 2009
Dünya Ses Günü
Doç.Dr. Haldun OĞUZ
14 Mart 2009
Tıp Bayramı
02 Ocak 2009
Baş boyun kanserlerinde olası yayılımın değerlendirilmesi
31 Aralık 2008
Sağlıklı Yıllar
22 Aralık 2008
Kordektomi Sınıflaması
19 Ağustos 2008
Damak cerrahisinin zamanlaması ve konuşma üzerine etkisi
doi: 10.1597/06-244
12 Ağustos 2008
Laringofaringeal Reflü Hastalarında Özefagogastrik Bileşke Anormallikleri
13 Haziran 2008
Ağrı kesici ilaçlar ve Hipertansiyon
Konu ile ilgili iki BMJ bağlantısına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.
26 Nisan 2008
SAĞLIKLI SES İÇİN ALTIN KURALLAR
Ses Hijyeni Nedir ?
Ses hijyeni, tıpkı ağız hijyeni gibi kişisel olarak takip etmemiz ve günlük hayatımız sırasında uymamız gereken bir çeşit davranışlar topluluğudur. Belirli şeyleri yaparak ve belirli şeyleri de yapmayarak sesimizin daha sağlıklı olmasını, daha az ses problemi ile karşılaşmayı ve bu problemler oluştuğunda onlardan en kısa sürede kurtulmayı sağlayabiliriz.
Sağlıklı bir ses için neler yapmalı, neler yapmamalı?
Düzenli ses egzersizleri yapın.
Nasıl bir atlet, performans sırasında kaslarının en iyi düzeyde olması için düzenli egzersiz yapıyorsa, siz de ses oluşturan kaslarınız ve diğer yapıları en iyi düzeye ulaştırmak için her gün ses egzersizleri yapmalısınız. Bu egzersizler, solunum desteğinizi arttırır, perde esnekliğinizi optimum düzeye getirir ve kaliteli bir rezonans için gereklidir. Tüm ses egzersizlerine ısınma egzersizleri ile başlayın ve mutlaka soğuma egzersizleri ile tamamlayın.
Düzenli fizik egzersiz yapın.
Unutmayın ki, sesiniz zihinsel ve duygusal durumunuzun, hatta vücudunuzun tamamını nasıl hissettiğinizin bir yansımasıdır. Herhangi bir yeriniz ağırır iken ya da moraliniz bozukken sesinizin nasıl çıktığını bir düşünün. Değil karşınızdaki kişiler, telefonda sesinizi duyanlar bile sizde bir problem olduğunu anlamazlar mı? Demek ki sağlıklı bir ses için sağlıklı bir vücut şart! Düzenli fizik egzersiz ile hem vücut postürünüz mükemmelleşir, hem de ses üzerine etkisinden ileride detaylı olarak bahsedeceğimiz stresten uzaklaşırsınız. Vücut postürünüzün düzelmesi, iskelet ve kas desteğinin sağlanması ile solunum desteğinizi olumlu yönde etkiler.
Sigara içmeyin!!!
Sesini önemseyen birisinin sigara içmesi pek de anlaşılır bir durum değil. Tamam, biliyoruz ki, Türk erkeklerinin %60'ı ve Türk kadınlarının %20'si sigara içiyor ve her yıl ülkemizde yaklaşık 100,000 kişi sigaraya bağlı nedenlerle aramızdan ayrılıyor ama bu kötü alışkanlığın özellikle ses sağlığı ile ilgili yaptıkları neler? Sigara öncelikle dehidratasyona yani su kaybına yol açıyor. Dudaklardan başlayarak bütün ses yolunu kurutuyor ve bu bölgelerde irritasyona ve iltihaba yatkınlığa neden oluyor. Bunların yanı sıra, seste kısıklığa ve kabalaşmaya, yani ses kalitesinde bozulmaya yol açıyor. İşin kötüsü, pasif sigara içimi yani kendisi sigara kullanmayanların çok sigara içilen yerlerde bulunması da ses kalitesini olumsuz olarak etkiliyor. Son olarak da biliyorsunuz ki sigara öldürüyor (bakınız sigara paketlerinin üzeri). Larinks (gırtlak) kanseri sigara içmeyenlerde nerede ise hiç görülmüyor ve larinks ile akciğer kanserlerinin baş aktörü sigara kullanımı!
Yeterli miktarda sıvı tüketin .
Ses tellerinizin istediğiniz performansı sağlaması için günde en az 2 litre kafeinsiz sıvı alımına ihtiyacı vardır. Sesiniz için en sağlıklı sıvı sudur. Günde 8-10 bardak içilen su, ses telleriniz için gereken lubrikasyonu sağlamanın yanı sıra gerekli subglottik (ses telleri altından gelen) basıncın da azalmasını sağlar. Sıcak spotlar altında ya da sıcak açık hava konserlerinde performans sergilerken elbette bu ihtiyaçlar da artar. Kolalı, alkollü, kafeinli içecekler ne yazık ki suyun sağladığı pozitif etkiyi sağlamaz, aksine sıvı kaybına yol açarak sıvı ihtiyacınızı arttırır.
Doç.Dr. Haldun OĞUZ tarafından kaleme alınan bu yazı, Volume dergisi Mayıs 2006 sayısında yayınlanmıştır.
15 Nisan 2008
Dünya Ses Günü
16 Nisan tarihi başta İngiltere ve ABD olmak üzere dünyanın değişik ülkelerinde "Dünya Ses Günü" olarak kutlanmaktadır. Ses sağlığı ve hastalıkları konusunda toplum bilincini arttırmayı amaçlayan bu gün dolayısıyla tüm ses camiasının gününü kutluyoruz.Sağlıklı bir ses dileğiyle...
Doç.Dr. Hâldun OĞUZ
11 Nisan 2008
Laringofaringeal Reflü Bulguları
04 Nisan 2008
Profesyonel Ses Derneği Toplantısı
http://www.professional-voice.org/ses_hastaliklari.pdf
02 Nisan 2008
VESTİBULER NÖRİTTE STEROİD TEDAVİSİ
30 Mart 2008
TİNNİTUS TEDAVİSİNDE MEMANTİN'İN YERİ
Bilindiği üzere, memantin, NDMA reseptörlerini bloke ederek fonksiyon gösteren bir Alzheimer ilacıdır.
Memantin & tinnitus
19 Şubat 2008
MEVSİMSEL ALERJİK RİNİT TEDAVİSİNDE TOPİKAL ANTİHİSTAMİNİK VE TOPİKAL STEROİD
26 Ocak 2008
7. AVRUPA LARİNGOLOJİ DERNEĞİ KONGRESİ
http://www.elsoc.org/
24 Ocak 2008
PERİTONSİLLER ABSE NEDİR?
14 Kasım 2007
DÜNYA DİABET GÜNÜ
29 Ekim 2007
11 Eylül 2007
OTİTİS MEDİA VE ÇOCUK GELİŞİMİ ÜZERİNE ETKİSİ
31 Ağustos 2007
ÇOCUK SES TELİ PARALİZİLERİNDE TEDAVİ
30 Ağustos 2007
21 Temmuz 2007
OLGU SUNUMU: VIRCHOW NODU (TROISIER BELİRTİSİ)
25 Haziran 2007
GENİZ ETİ VE BURUN İÇİ STEROİD SPREY KULLANIMI
07 Haziran 2007
ADENOİDEKTOMİ VE VENTİLASYON TÜPÜ
21 Mayıs 2007
ROSİGLİTAZON VE KARDİYOVASKÜLER RİSK
08 Mayıs 2007
VOKAL KORD POLİP VE KİSTLERİNDE SES TERAPİSİ
19 Nisan 2007
TİNNİTUS TEDAVİSİNDE GABAPENTİN
14 Nisan 2007
ULUSAL DİL VE KONUŞMA BOZUKLUKLARI KONGRESİ
Dr. Haldun OGUZ
11 Nisan 2007
ALSTRÖM SENDROMU
--
Dr. Haldun OGUZ
drhoguz@gmail.com


